" Sizde ekibimize katılıp , Web sitemizde yazar olmak ister misiniz ?

Araştırmayı seven , bilgi ve becerisine güvenen.

Gönüllü olarak aramıza katılmak isteyen arkadaşlar.
seçeneğine tıklayarak bizimle irtibata geçebilirsiniz. "
Son Dakika !
is hayati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
is hayati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mühendisler için CV Hazırlama ve Mülakatta Başarı Yöntemleri - Haluk Abiden Tavsiyeler 5

Paylasan: Tarih: 9 Haziran 2015 Salı | 08:12




"Aslında bu yazı öğrencilere ve mezun olacaklara yönelik gibi görünse de, herhangi bir yerde çalışan ve işinden ayrılacak, iş arayacak herkese yönelik faydalı bilgiler mevcut."


İş arayacaksanız 3 aşama var;



  1. Kariyerinize ve zamanlamasına karar verme
  2. CVnizi kısa ve uzun dönemde hazırlama
  3. Mülakatlardan geçme


1. Kariyere şekil verme ve doğru yönlenme


Aslında bu üniversite 2 veya 3. sınıfta farkına varılması gereken bir durum. CVnizi hangi sektöre sunacaksınız? Örneğin varsaylım ki makine mühendisliğinden mezun olacaksınız. Aşağıdaki sorulara cevaplarınız var mı?


  • Hangi CAD-CAM-CAE yazılımlarını biliyorsunuz? Bunlar birbirini tamamlıyor mu?
  • Mühendislik alanında yön seçtiniz mi? AR-GE'ye mi koşacaksınız, kendi işinizi hayal edebiliyor musunuz?
  • Yeni nesil teknolojinin, mühendisliğe sunduğu araç ve cihazlardan haberiniz var mı? KOSGEB ve TUBİTAK destekleri ile kendi işinizi kurabileceğinizi bilir misiniz?


Mutlaka çalışın. 2 sınıfta başlayarak çalışın. Bedava dahi olsa bir yerde çalışın. Bir öğrencinin, "kimse bana iş vermiyor ama tecrübeli elaman arıyorlar" diye ağlaması sadece kendi hatasıdır. Mezun olmadan önce kendinize yol çizin ve yatırım olarak bir yerlerde çalışın.

Kariyerinize saçma sapan yol ayrımları eklemeyin. Askerlikten kaçmak için yada piyasaya çıkmaktan korktuğunuz için yüksek lisans yapmayın. Akademik kariyer yapmayacaksanız, kendi bölümünüzde yüksek lisans yapmak sadece zaman kaybıdır. Mühendisseniz ancak ingilizce işletme gibi bir çaprazlama mantıklı olacaktır. Bu konuda da lisansı okuduğunuz okulun isminin ve getirdiklerini, yüksek lisans yapacağını okulun yada ülkenin getireceklerini bilerek atın adımlarınızı.

2. CVnizi doğru şekillendirin


CV maalesef mülakata giderken yazılan kağıt parçası sanılıyor. Arkadaşından ödünç alan cahil var halen. CVniz 3 sayfa olacak ise, gerçekten okunmaya değer bir kariyeriniz olmalı. Üniversite 2. sınıfta iken hazırlayın o satırları. Yazacak şeyleriniz gerçekten olsun ve şunlara dikkat edin;


  • CVnize yalan eklemeyin
  • Tarihleri ve iş tecrübelerinizi hatasız ve eksiksiz yazın
  • Rumuz içeren email adresleri yazmayın. Birden fazla GSM numarası yazmayın
  • Fotoğrafsız CV göndereceğinize, hiç göndermeyin. Okunmuyor. Fotoğraflarınızı kafanızı burayarak kesmeyin, taciz mağduru gibi gözlerinizden zımbalamayın
  • Yabancı dil bilginize yalan eklemeyin. Abartmayın. Resmi sınav değerleri dışında kafanıza göre 3,4,7 gibi saçma puanlar vermeyin
  • Her mülakata özel CV hazırlayın. CVsi ile mülakata gelen oranı %10 ne acı ki. İşveren mecbur mu, CVnizi hazır tutsun. Bulamazsa ne olacak?
  • Resim kolu başkanıydım gibi saçma başarılara, kitap okumak gibi hobilere yer vermeyin. Sosyal hobilerinizi yazın.
  • Bir program ya tam bilinir, ya hiç. Az Autocad diye bir bilgi yoktur.
  • 2 sayfalık CV de yazım hatası yapmayın. Daha kendini anlatan yazıyı doğru yazamıyorsan, şirketi nasıl sayfalarca emaillar ile temsil edeceksin.


3. Mülakatlarda başarılı olmak


Mülakat konusunda bu kadar değişken, başarısız toplum var mıdır acaba? Kimisi annesi ile gelir, kimisi elinde starbucks bardağı ile cool olduğunu sanır, sevgilisi ile toplantı odası kapısında vedalaşan, parmak arası ile mülakata gelen, kot ile gelen var. Öl daha iyi. Kot nedir be arkadaşım.

Şunları yapın;



  • Mülakat için özel hazırlanın ve uygun giyinin. Koyu renk giyinin.
  • 30 dk önce gidin, 5 dk önce kapıdan girin.
  • Nereye oturacağınızı sorun.
  • Sekreteryaya saygı gösterin.
  • Sigara içmeyin girmeden önce. İçmeyene leş gibi kokuyor.
  • Mülakat öncesi eliniz terliyorsa, eczaneden engeleyen mendillerden alın.
  • CVnizi bilin. Şaşırmayın "a öyle mi" diye.
  • Soruları soru ile cevaplamayın.
  • Maaş isteyin. Aralık ile değil, rakam söyleyin.


Bu kadarı yeter mi hayır ama en azından artık bir fikriniz var. Başarılar.

Kaynak: Haluk TATAR
https://www.linkedin.com/pulse/cv-haz%C4%B1rlama-ve-m%C3%BClakat-teknikleri-haluk-tatar

Tasarım , Test/Analiz ve Üretim Programları CAD,CAM,CAE Kıyaslaması 1 - Haluk Abiden Tavsiyeler 4

Paylasan: Tarih: 4 Mayıs 2015 Pazartesi | 10:44

Hangi CAD-CAM-CAE yazılımları? - Bölüm 1

"Autocad ile el çizimi arasında iseniz halen, mağaranızdan çıkmayın. Dünya öyle de dönüyor. Ama kariyeriniz ve firmanız için birşeyler öğrenmek isterseniz size yeni nesil tavsiyelerim."



Bu yazı aslında firmalara ama kullanıcılar da kendi kariyerlerini buna göre çizmeliler. 2 bölüm olacak bu yazı. Bu sefer temel kavramları atalım. Çok daha detaylısı yakında. Bir başka yazıda da mühendis ve kullanıcılar için tavsiyelerim olacak. Öncelikli sorun şu ki; hangi CAD diye saplantıda olmamalısınız. CAD yazılımı tek başına sadece yüktür. Bireysel yada kurumsal olarak fark etmiyor.

İlk bilmemiz gereken CAD-CAE ile işiniz var mı? Diğer cevaplamanız gereken sorular ise;


  • Tersine mühendislik ile data elde edecek misiniz önümüzdeki 3-5 yıl içinde?
  • Tasarımlarınızı keyif için mi, yoksa bir gün imal edilsin diye mi yapıyorsunuz? İmalat olacak ise, çalışma şartlarına uygun şekilde parça kırılma, montaj çalışma analizleri yapacak mısınız?
  • CAM yani CNC tezgaha kod çıkartmak için bir yazılıma ihtiyacınız var mı?
  • Bu programların ilk yatırım ve yıllık ödenen maliyetlerini gerçekten araştırdınız mı?


CAM ve CAE için tehlikeli adım nedir bilir misiniz?

Gereksiz yere program almak. Bunun yerine dışarıya bu işi yaptırıp, işe alacağınız elemanın maaş+sigortası olacak 4000-5000 TL den kar etmek daha akıllıcadır. Analiz yapacak kişiyi istihdam etmek bir KOBİ için büyük hatadır. Genelde sizin bünyenizde işi öğrenip, kendi işini kuracaktır.

İşin tabiki bir de bireylere tavsiye yönü var. CAM öğrenmek için can atmayın artık. Eğer meslek lisesinden biraz CNC tezgah kurcalamışlığınız yok ise, CAM den uzak durun. Önce CAE öğrenin ve sonra CAM için eğitim almaya heves edin. İkisi için de malzeme ve imalat bilginiz olmalı. Sanayide 1-2 yıl gezinmeden, bu konularda uzman olmanız imkansız.

Gelelim yazılımlara. CAD için 3 grup var;


  1. Sadece çizim olsun firmamızda yada kariyerimde genel amaçla derseniz. Autocad, ZWCAD, CADKEY, Solid Edge vs... vs...
  2. Mekanik çizim programım olsun ve montajlarda sağlıklı çalışsın. Biraz CAM için de ileride kullanırım derseniz SolidWorks ile Inventor kapışıyor artık. Burada SpaceClaim 2015 versiyonu da aşağıdaki linklerden izlemenizi öneririm. http://www.spaceclaim.com/en/Resources/VidPlayer.aspx
  3. Bir de CATIA ve UG (Siemens NX) kapışması var. Dışarıdan gariban şekilde PTC'nin izlediği.


Autodesk inanılmaz bir atak yaptı. Artık körü körüne SolidWorks demeyin. Ilogic ve Fusion ile birleşmiş bir Inventor SolidWorks'ten daha güçlü. Ammma sorun ne peki? Sorun şu! Yıllardır Pro/E'yi Türkiye'de öldüren, gömen, satılmasını engelleyen ve tanınmadan çöpe gönderen İNFORMATİK firması nasıl ki bitirdiyse bu ürünü, AUTODESK de Türkiye'de facia. AUTODESK ürünlerinin kaçını kendi bayileri tanır ve satar bilir misiniz? %20'si bile değil.

Bakın şu linke bakalım. Kaç alanda, kaç programı var AUTODESK'in.

http://www.autodesk.com.tr/products

3DS MAX, Maya, MoldFlow, BIM360, Fusion, Revit, Showcase, Electrical vs.. öyle böyle programlar değil. Kaldı ki analizler vs... SolidWorks, CATIA'nın aşık atabileceği bir ürün grubu değil bunlar. Yazık ki, Türkiye'de çok başarısız aynen PRO/E'nin wildfire-CREO geçişini duyurmaktan aciz İNFORMATİK gibi.

Geri dönelim CAD konusuna. Eğer ki, makine ve kalıp sanayide çalışacaksanız. Size SolidWorks-SolidCAM paketi, Inventor-InventorCAM paketi, SpaceClaim CAD-CAM yeter. Topsolid, Solid Edge vs.. vakit kaybetmeyin.

Ama savunma sanayi ve havacılık için (artık otomotiv demeyeceğim o malum) CATIA ile Siemens UG NX arasında bir kapışma var. Vardı. CATIA enfes, CATIA harika diye koşanlar nefes alsın ve şu iki makaleye bir baksın. En büyük CATIA referansı neden UG diye karar verdi diye okusunlar.




Burada bir ara verip, CAE için konuşalım. Bakın CAE farklı alanlara ayrılır. Simulasyon, Animasyon ve CAE karıştırılmamalı. Bazı alanlar için örnekler yazayım.


  • Tersine mühendislik, data okuma, STL nokta bulutlarını direkt katılama konusunda tek çözüm var SpaceClaim. Ama RevWorks ile SolidWorks paketi de güzel çözüm. Burada ek bir soru var FARO yada Next Engine gibi bir tarama cihazınız olsa mı? Bu da başka yazının konusu. Ama 3D yazıcılar gibi bunlar da ucuzladı. Yurtdışından alın, gelsin. Kullanımları kolay. Türkiye'de fahiş pahalılar. Bu konuda PTC de iyi de... neyse yine başlamayayım.
  • Plastik akış analizi derseniz kalıpçılar için. Moldflow ile kapışan çok ürün yok. SolidWorks Plastics için çok temel seviyeye razı olmanız lazım. SpaceClaim için SolidWorks Plastics'i üreten firma SIMPOE direkt entegrasyon verdiğinden, benzer sorunlar yok.
  • Kuvvet, basınç, mukavemet, sıvı ve hava akış analizleri denince bir numara ANSYS. Bunu tartışamayalım. Arkasından NASTRAN ve ADAMS gelir ama burada AUTODESK ismini yine duyacaksınız biraz araştırırsanız. Bu arada yine reklam olsun. SpaceClaim geçen yıl 85 milyon dolara ANSYS'e satıldı. Şu an direkt ANSYS için data düzelten, hataları onaran ve direkt çalışan tek CAD yazılımı.


Sac analiz ve açılımları için LOGOPRESS, 3d Quickpress gibi çözümler SolidWorks tasarımcıları için hazır. Ama tam CAE diyemeyiz.

Bir başka yaklaşım ise render yani foto-gerçekçi kaplama. Burada SolidWorks'e ait olan PhotoView (eski adı ile Photoworks) artık ağır kalıyor. Çünkü ekran kartı ve RAM delisi bir yazılım. İş istasyonlarında bile ağır maalesef. Serbest modelleme yazılımları yanında V-RAY benzeri çözümler getirse de, tüm CAD yazılımları için KEYSHOT ve HYPERSHOT önerimdir.

Kataloglama derseniz o zaman seçenek çok. 3D Via Composer (SW Composer) diye koşmayın hemen. Autodesk Showcase dahil 3 ayrı çözüm sunar. SAP Visual Enterprise bir başka şahaser. COREL'in bir çözümü var. Inventor Publisher var bir de tabi.

Geldik CAM konusuna. CAM için önemli kıstas arkasındaki isim. Ayrıca beraber alacağınız CAD yazılımı her türlü datayı açıp düzeltebilmeli. CAM için kimden ne data geleceği belli olmaz. Bu konuda çok ağır tavsiyelerde bulunmayacağım. Çünkü çözümleri firmanıza çağırıp, denemelisiniz.

Bir de kütüphane meselesi var. Hazır parça kütüphanesi. Örneğin SolidWorks kullanıyorsanız, cıvata, somun, rulman, dişli dışında birşey bulamazsınız. Motorlar, kalıp setleri, yaylar vs.. için Traceparts gibi bir kütüphane tavsiyemdir. Burada bir reklam daha yapayım, madem bu kadar yazdım. SpaceClaim içinde Traceparts ücretsiz gelir.

Ve yarının en büyük sorunu. Tüm diğer CAD datalarını ve STL tarama nokta bulutlarını vs... sorunsuz direkt okuma. Burada açık ara reklam yapayım :) SpaceClaim tüm CAD datalarını direkt okuyor. CATIA, SW, PRO/E, STL, Parasolid vs vs... üstelik de 7 gün ücretsiz denemesi mevcut. Direkt açıp anında çevirmeden parçayı düzenleyebilmek büyük avantaj SpaceClaim için. Bu örneğin SolidWorks'te ızdırap. Featureworks ile datayı importtan çözmeniz gerekli ki, yüzeyler patlıyor yada tanınmayabiliyor. Bir diğer yanda CATIA bu alanda başarılı ek çözümler ile.

Maliyet derseniz çok ucuz çözümler var Türkiye'de lanse bile edilmeyen. Fusion CAD-CAM gibi. Kiralama sistemi ile CAD-CAM 190 dolara bile geliyor. SolidWorks de, Autodesk de onlien kullanıma yöneldiler. Kiralama sistemi için. Bunu ilk gerçekleştiren, Autodesk oldu. Buyrun buradan inceleyin.

http://autodesk360.com/

Program satın alırken 5 büyük maliyet var bunlara mutlaka bakın. Bunlara göre hesap yapın.


  • İlk yatırım ve alım maliyeti.
  • Kullanacak elemanın maaşı. Program zor ise, maliyet yükselir. CATIA ve UG gibi
  • Kullanılacak bilgisayarın maliyeti. SolidWorks artık 2 GB ekran kartı minimum isityor düşünün.
  • Yıllık bakım anlaşması ve teknik destek için sizden istenilecek para. Bu benim çalıştığım ürünlerde ücretsiz ama SolidWorks için bakım anlaşmanız yoksa, kurulum için bile destek alamayabilirsiniz.
  • Yeni versiyona geçmenin maliyeti


Tüm bu yazdıklarım aslında okumanız gerekenin %10'u bile değil. Bu yazının devamı gelecek. Bazı firmalar bu piyasada etik çalışmadığı halde, onlar için burada birşeyler yazmadım. Ama sizin için önemli olan, unutmayın ki 3-5 yıla kadar CAD-CAM-CAE satan çok firma kalmayacak. Ben 16 senedir bu sektördeyim. Çoğu yazılımı bayilerinden çok sahiplendim. Eğitimlerini ücretsiz verdiğim için şikayetler, dilekçeler ile avukatlar ile uğraştım.

Yine de buradayım ve eğer ki ücretsiz fikir danışmak isterseniz de bana ulaşabilirsiniz. Doğru program; elemanınızın değil, sizin kullanabildiğiniz çözümdür.

Bu yazının sonunda herhangi bir yazılımın reklamını yaptığımı düşünüyorsanız, hayır SpaceClaim reklamı yapmadım. Onu 7 gün ücretsiz deneyebilirsiniz. Hatta daha güzelini söyleyeyim mi!

Buradan bedava indirin ve lisansı ücretsiz olarak temel SpaceClaim ile dilediğiniz tasarımlarınızı yapın. BEDAVA SpaceClaim size. Design Spark firması için ücretsiz üretildi.

http://www.rs-online.com/designspark/electronics/eng/page/mechanical

Gelelim reklamını asıl yaptığım ürüne. Autodesk ürünleri. SolidWorks karşısında bir dev var. Ama Türkiye'de arkası maalesef şu an boş. Tek güzel olay bu konuda bana umut veren şu ki, SolidWorks'ü Türkiye'de düzelten insan Murat TÜZÜM'ü Autodesk transfer etti. İşte bu birisi için iniş, diğeri için çıkış olacak.

KAYNAK: Haluk TATAR
https://www.linkedin.com/pulse/hangi-cad-cam-cae-yaz%C4%B1l%C4%B1mlar%C4%B1-haluk-tatar

Türkiye'de Yabancı Dil Öğrenmenin Yolları - Haluk Abiden Tavsiyeler 3

Paylasan: Tarih: 27 Nisan 2015 Pazartesi | 08:24

Bir Mühendisin Olmazsa Olmazı Yabancı Dil

Yabancı dil nasıl öğrenilir?


"Yurtdışında markette, barda çalışarak değil! Hemen 6 ay İngiltere diye heveslenmeyin. Nasıl dil öğrenilir, onu inceleyelim beraber bu kez. "

Bu sefer çok kapsamlı bir yazı ile karşınızdayım. İngilizce demiyorum sadece, yabancı dil ona dikkat edelim lütfen. Ama yine de çoğunluğun İngilizce'yi baz alacağını düşünerek ona yönelik örnekler ile ilerleyeceğim. Üstelik hiçbir aşamada da size bir kursa gidin demeyeceğim.

İşte aşama aşama sizin rehberinizim;


1- Seviyenizi tespit edin. 

Bunun için hemen size tavsiye. DuoLingo'nun web sitesi ve uygulamaları. Size ücretsiz olarak seviyeler ile eğitim veriyor ve testler yapıyor. Üstelik de bir süre testleri yapmazsanız veya çalışmazsanız seviyenizi düşürüyor. Kelime tekrarları, konuşma analizleri hepsi var. Size bir yazı okutuyor ve doğru okursanız telafuzlu olarak başarılı oluyorsunuz. Bedava olarak kendi seviyenizi tespit edin. İşte linkler;




2- Panik yapmayın, KELİME öğrenin. 

En büyük hata bu aslında. Ben öğrenemiyorum diye saplantılılar var. Bir de konuşmaya korkanlar var. İkisinin de ortak hatası kelimeler. Niye konuşamıyorsunuz biliyor musunuz? Çünkü nesnelerin ve fiillerin karşılığı o tembel beyninizde yok! Barcelona'nın kadrosunu, falanca arabaya sığışan beygirleri yada Mango'nun indirimlerini depolayan beyniniz zahmet edip, kelime almıyor. Sakın cahil gibi kelime kartlarına para vermeyin, D&R gibi yerlerde. Onu çantanın içinde kaybedeceksiniz. İşte yine hizmetinizdeyim. Cep telefonunuza bundan indirin. Yada araştırıp, buna benzer en iyilerini. Lütfen illa ki dediğime odaklanmayın. Reklam yapmak değil derdim.




Yada biraz teknolojiden anlıyorsan ve zahemt edeceksen, bu flash card uygulamalarından dilediğini indir ve kendi listelerini oluştur her konuda.




3- Müzik takviyesi yapın.

 Lyrics desteği ile bunu yapın. Ne dedim ben şimdi? Hemen açıklayayım efendim. Sevdiğiniz yabancı dilde şarkıların sözlerini google'da lyrics diye aratın ve o sözleri ezberleyene kadar şarkıyı sesli söyleyin. Telafuzu inanılmaz düzeltir.

4- İngilizce düşünün. 

Devrik cümleler için yada birisinin söylediği ilginç cümle yapıları için İngilizcesini düşünerek beyninizi geliştirin.

5- En yüksek seviye için, en zorunu seçin.

 İngilizceyi Daylight denilen bir saçmalık ile öğrenmeye çalışırken can verenler var. Yazık günah. Sırf bedava diye vaktini çöpe atma. Çünkü bunun da internette bedavasını bulabilirsin. Neyin? Rosetta Stone serisinin. Her dili mükemmel öğrenmen için tek önereceğim settir. Kursa gitme, bunu indir ve öğren. Korsan kullanımı önermiyorum elbet ama sen bir bilene danışırsın bu konuyu. En kaliteli eğitim DVD seti bu firmada. Türkiye'den DVD seti ile uğraşma lütfen.




6- İngilizce'yi İngilizce öğren. 

Her aceminin Türkçe destekli İngilizce öğrenme sevdası vardır. Destek tekerleği ile bisiklet sürmek gibi. Hayır! Sen Türkçe'yi nasıl öğrendin? İngiliz veledi nasıl öğreniyor küçükten? Sıfırdan Türkçe desteğinden uzak durarak öğreten eğitim tekniğine odaklan lütfen.

7- Konuşma egzersizi yap. 

Bunun için site ismi yazmayacağım. İki tane Türk site var ama reklam olmasını istemiyorum. Zaten Google'da "ingilizce konuşma siteleri" yazdığınız anda yerli, yabancı bir sürü seçenek var. Yine tamamen ücretsiz bunlar. Hayırlı olsun size. Ha tabi ki bir de uygulama tavsiyem var.




8- Amerikan dizileri izleyin. 


Sakın ve lütfen bana özel mesaj ile Haluk Hoca'm bıt bıt bıt emperyalizm gibi saçma mesajlar atmayın. Gelecek biliyorum. Avrupa İngilizce'sinin telafuzu yanlış. Bu neden ile Amerikan dizilerini altyazılı ve yazısız olarak iki kez izlemeniz önemli. Ammma burada bir nokta var. Film değil! Neden? Filmleri altyazısız izliyorsanız zaten dinlenme olayı iyi demektir. Benim derdim sadece dinlediğinizi anlamanız değil ki buna ek olarak aynı zamanda telafuz önemli. Pronunciation. Dolayısı ile uzun sezonlu dizilerde karakterlerin konuşma tarzlarına ve telafuzlarına daha çok alışabilirsiniz. Lütfen olabildiğince günlük dizilere odaklanın. 10 sezon 15 bölüm aynı adamı ve kadını dinlersen zaten dil konusunda kelime seçebilmen ilerleyecek.

9- LiveMocha ile tanışın. 

Bu öyle bir site ki, kendi başına tavsiyemdir. Gir ve gör nasıl dil öğretilir. Türkçe'yi dünya dili diye bize inandırmaya çalışana kürek ile vura vura izleteceksin bu siteyi. Buyrun efendim.




10- Kursa gitmeyin. 


Bakın kurslara giderek öğrenmeniz zordur. Yukarıda dediklerimi yaptıktan sonra sadece gezmek için 15 gün yada 30 gün kursa vereceğiniz para ile yurtdışına gidin, gezin, konuşun. Çeşitli siteler aracılığı ile yurtdışından evinize misafir kabul edin yabancı dilinizi geliştireceğiniz. Öyle güzel sistemler var ki. Bir aile size geliyor ve evinizde kalıyor 15 gün, sonra siz de onun ülkesine ve evine gidiyorsunuz.

Dahası var ama bu pazar günü benden bu kadar. Aslında yurtdışındaki gezilerimden size videolar hazırlamak yönünde bir planım var ama ne kadar olur bilemem. 15 gün sonra İtalya'da belki bir denerim.

Dil öğrenmek için son tavsiyem.


BUGÜN BAŞLAYIN!


Önemli not: Tüm yazılarım bana aittir. Ben alıntı yazı alacak birinin fikrine saygı duyarsam bir gün, linkini direkt veririm. Yazılarımın da kullanım ve dağıtım hakkı okuyan herkese serbestttir.

 Kaynak: Haluk TATAR

İş Aramak ve Bulmak Konusunda - Haluk Abiden Tavsiyeler 2

Paylasan: Tarih: 19 Nisan 2015 Pazar | 11:48

"Aramak ile bulmak ve bulmak istemek 3 farklı durum aslında. Maalesef iş yok diye şikayet edenler, bu farkı çok ayırt edemeyenler genelde. Tamam mucize üretmem ama en azından biraz daha sağlıklı iş aramanız ve bulmanız için işte benden tüyolar."




İlk öncelikle niyetiniz olmalı. Gerçekten çalışmak istiyor musunuz? Yoksa aklınızda gereksiz bir yüksek lisans, öylesine dil öğrenmek için yurtdışında gezme fantezileri mi var? Aile işiniz mi garanti? Vatani görevinizi de aradan çıkartsanız mı ki? Yoksa artık ailenizde harçlık ve/veya destek almak rahatsız mı ediyor? Bunlara cevabınız yoksa, bunları bir çözün lütfen.

Diyelim ki, ilk aşamayı geçtik. Artık iş aramaya kararlısınız. Peki;


  • Linkedin'de profiliniz tam doluluğa sahip mi?
  • Linkedin iş ilanlarına göz attınız mı?
  • Kariyer.net benzeri sitelerdeki CVleriniz dün güncellendi mi? Oradaki CV içeriğiniz zaman ayrılarak dolduruldu mu?
  • Mülakatlara hazır mısınız? Neler sorulur, ne cevaplar vermeli yada vermemelisiniz var mı fikriniz?
  • Bir mülakata gidecek kıyafetiniz var mı? Özellikle erkekler için...!
  • Unisbul ve Eleman.net gibi sitelerin, Kariyer.net ve SecretCV gibilerden farkı hakkında bir inceleme yaptınız mı?
  • Yurtdışında çalışmak için iş bulma ajansları ile çalışmaya mecbur olduğunuzu biliyor musunuz?


Eh artık öğrenirsiniz. Gelelim bu aşamayı da çözdüğünüz ihtimale. İş ararken öncelikle dürüst olun. Siz ne kadar edersiniz? Okulunuz bitmediyse yada yeni mezunsanız aklınızda önce "iş tecrübesi kazanmak" olsun. Hemen 2000-3000 gökten yağsın olmasın derdiniz. Çünkü sizi şuursuzda 3000-5000 TL ile alan adam sizi 3 ay sonra kovunca ve siz de sanki sizin ederiniz o kadar sanarak bu rakam ile arayışınıza devam edince sonuç umudun yitirilmesi ve zaman kaybı oluyor. Önce ücret ne olursa olsun ilk 1 yıl tecrübeye odaklanın. Keşke bunu üniversite 3. sınıftan sonra aradan çıkartsanız şahane olur.

İş ararken, boşu boşuna mülakatlara gitmemek için kendinizi tanıyın. Sorun bakalım şu soruları kendinize;

Yaşayabilmeniz için en az ne kadar maaş almalısınız. En az ama. Barajımızı bilelim. Bunu yaşamak her akşam gezmek, iphone 8 çıkmadan almak, her gün sinema vs.. değil. Ayaklarınız yere bassın. Bana en az 2000 lazım nefes almak için diyorsanız, o zaman o beyniniz yanlış çalışıyor. 2000-3000 sizin keyfinizin ve egonuzun rahatlığı için gerekli. Evet arkadaşlarınızın bazıları 3000 ile iş buldu. Ama o aradı, çalıştı, emek verdi, yabancı dili var vs. vs.. sen o değilsin, bunu anla. 6 ay sonra kovulsa, sen de mi istifa edeceksin. Diğer yandan da şunu unutmayın, maaşı çok düşük de istemeyin. Zira 1 yıl sonra da size %30 zam söz verilmediyse, 800 TL olur 880 TL en fazla.

Diğer bir soru; mesai süresi kavramınız ve vazgeçilmezleriniz neler? Yeni mezunsanız, cumartesileri uyku şart bebekliğinden vazgeçin. 29 yaş öncesi yorulacaksınız! çalışacaksınız! Bunlar prensip yada kriter ise sizin için o zaman iş bulamadım beeeen diye de üzülmek hakkınız değil. Acele etmeyin önce 2 sene çalışın biraz ağır şartlarda sonra istifa edin en rahatına geçin. Yarın olmaz inşallah ama ekonomik kriz çıkarsa, tecrübeli ve kalifiye abileriniz, ablalarınız işten çıkartılıp, sizin potansiyelinize saldırınca, emin olsun pazar bile çalışacaklar.

Hedef sektörünüz ve mezun olduğunuz bölüm ne kadar alakalı veya alakalı olmak zorunda mı? İlla ki arkadaşının başvurduğu yere gitmen gerekmiyor. Farklı alanlara bak diplomana uygun, hatta farklı ülkelere. Makine mühendisi olup, banka eksperliği yapabilmeniz mümkün ise, illa ki ben autocad ile çizim yapacam bir argede diye sabit fikirli olmak, vizyonsuzluktur.

Başvurunuzu sağlıklı yaptınız mı üşenmeden? İlana CV gönderdim ya! Deme lütfen. Ön yazı yazdın mı? Kariyer.net de gördüğün ilanının sorularını cevapladın mı? Firmaya ayrıca ulaşma imkanın var biliyorsun değil mi? Zahmet edip, İK yada yöneticiye ulaştın mı? Olur mu canım. Niye zahmet edesin ki? Tıkladın ya yeter işte. Nasipseeee olur, değilseee bunalım. Hayır! İş başvurusunu tkaip edeceksin. Bugün bize AFYON'dan başvuran kişi, kendi takipçiliği sayesinde ekibimize katılıyorsa, sen de aynı ilde zahmet edip, gidebilirsin gerekirse firmaya.

Ara boş zamanınız ne oldu? Hani senin işsiz ve müsait olduğun ve kendi gelişimine üşendiğin zaman var ya. Ha işte o! Yabancı dil? "Ama Haluk Hocammmm kurslar çok pahallllııı" Eee bahanen bu mu şimdi? Duolingo ile ücretsiz dene bir kendini. Uygulaması bile var. Araştır interneti. Rosetta Stone yabancı dil setlerini ara bul, evinde 2 ayda öğren. Kursa da para kaptırma. Ama olur mu... kim uğraşacak yabancı dil ile. İki dil öğren eğer henüz işin yok ise hatta.

Bulmak iste, ara ve bul. 30 iş başvurusu ve sonuç sıfır ise. 10 mülakat ve sonuç sıfır ise, sen ters şerittesin. Uyan ve lütfen birşeyleri değiştir. Daha yazacak çok şey var ama bu yazı ve sizi uyandırma servisimiz burada sona eriyor. Teşekkürler okumaya ayırdığınız vakte ve bol şans.

Kaynak: Haluk TATAR

Mühendis Adaylarına Tavsiyeler - 3

Paylasan: Tarih: 20 Mart 2015 Cuma | 15:57

   Merhaba arkadaşlar, son tavsiye yazımıza hoş geldiniz. Öncelikle çoğu zaman yanlış yorumlanan bir konuyla başlayalım : not ortalaması hem akademik kariyer için hem de özel sektörde çalışacaklar için büyük önem arz ediyor. 




AKADEMİK KARİYER İÇİN NOT ORTALAMASI

   Akademik kariyeri seçenler zaten not ortalamasının ne kadar önemli olduğunun farkındalar. Ancak yine de tekrarlamakta fayda var. Bildiğiniz üzere araştırma görevlisi olmak isteyenler için ALES(Tezli Y.Lisans için) YDS'nin yanı sıra not ortalaması da direkt olarak göz önüne alınıyor. Bu yüzden not ortalamanız ne kadar yüksek olursa şansınız o kadar artacak ve hocalarınız da ( lisansı bitirdiğiniz bölümde devam etmek istiyorsanız) size o kadar çok destek olacaktır. Ayrıca MEB'den yurtdışı yüksek lisans bursu alma şansınız da bir o kadar artacaktır. Bu bursu araştırmanızı tavsiye ederim. Son yıllarda bu burstan yararlananların sayısı epey artış gösteriyor. Kısaca bahsetmem gerekirse yurtdışından döndüğünüzde devletin sizi yolladığı yıl sayısının iki katı kadar bir üniversitede kalmak zorundasınız. Tabi yurtdışında kalmak isteyebilirsiniz ancak bunun için de yüklü bir tazminat ödemeniz gerekiyor ki bu da yurtdışında çalışanlar için çok da zor olmuyor. 



ÖZEL SEKTÖR İÇİN NOT ORTALAMASI

   Geldik çoğunlukla yanılgının hakim olduğu çoğunluk gruba... Arkadaşlar şu konuda haklılık payınız var : iş başvurusunda not ortalamanızın pek de hükmü yoktur. Ancak özel sektörde çalışmak istiyorsanız, daha önce bahsettiğim ERASMUS gibi sizleri diğerlerinden çok daha öne zıplatacak programlardan yararlanmanız imkansıza yakın. Ayrıca çift anadal ve yandal gibi güzel fırsatları da tepmiş olacaksınız. Yine staj konusunda da istediğiniz yerleri ayarlayamama gibi sıkıntılara düşebilirsiniz.Ve özgeçmişiniz için bölümünüzden referans bulmanız da zorlaşacaktır. Son sene okul uzatma sürprizi yaşamaktansa, iyisi mi siz notları yüksek tutmaya bakın.



PROFESYONEL HAYATA İLK ADIM : STAJ

   Staj bildiğim kadarıyla her mühendislik fakültesinde bir zorunluluktur. Bu yüzden üniversitenizin bulunduğu şehir çok önemli. Özellikle İstanbul, Bursa, İzmit gibi sanayinin çok yaygın olduğu şehirlerde güzel bir staj dönemi geçirme ihtimaliniz artar. Unutmayın ki staj yaptığınız şirket, sizlerin potansiyel iş yerinizdir. Bu yüzden staj yapacağınız şirketi araştırmaktan ve stajı dolu dolu geçirmekten geri durmayın. Oradaki mühendislerle bol bol sohbet edin ve tecrübelerinden bahsetmelerine izin verin. En sevdiğim sözlerden biridir; söz uçar yazı kalır. Bol bol not alın. Stajınız bittiğinde orada samimi olduğunuz mühendislerle irtibatı koparmamaya çalışın. Çünkü onlar sizin için bir referans ve tecrübe kaynağı. 



SOSYAL MEDYANIN EFEKTİF KULLANIMI

   Ve son konumuza geldik. Sayın mühendis adayları... Herhangi bir şirkete başvurdunuz. Olumlu değerlendirilip sizi görüşmeye çağırdılar. İnsan kaynakları uzmanı çoğu zaman (özellikle birkaç aday arasında kararsızlığa düştüğünde) görüşmenizden önce sizi googleda aratıyor. Şaşırdınız mı? Dünyanın öteki ucunda biri hapşurunca buradan  'çok yaşa' diyebilecek bir çağa geldiğimizi hatırlatarak şaşırmamalısınız diyorum. Bu yüzden sosyal medyada daha çok güven veren ve sizi diğerlerinden ayıran özgüvenli bir profil oluşturmanız sizin için faydalı olacaktır. Ancak asla ve asla sosyal medya hesaplarınızdan yalan beyanlarda bulunmayın. Unutmayın onlar bu iş için eğitilmiş ve yalan söylerseniz muhtemelen anlayacaklardır. Özellikle değinmek istediğim konuysa Linkedin. Eğer Linkedin hesabınız yoksa mutlaka hemen şimdi bir hesap açın. Ve inceliklerini öğrenmeye bakın. Kararlı bir profil çizmeye özen gösterin. Bu site bizler için ideal ve yüzlerce kişi bu site sayesinde iş olanağına kavuşuyor. 

  Umarım tavsiyeler biraz olsun kendinizi sorgulamanıza ve varolan fakat haberinizin olmadığı bir takım imkanlardan haberiniz olmasına vesile olmuştur. Burada değinemediğim birçok konu ve birçok imkan olabilir. Son tavsiyem bunları kurcalamanız ve imkanları sonuna kadar kullanmanızdır. 

Mühendis Adaylarına Tavsiyeler - 2

Paylasan: Tarih: 8 Mart 2015 Pazar | 05:03



İngilizce Mühendislik Dünyasının Anadilidir



   Yazıya, gelen birkaç geri dönüşe cevap vererek başlamak istiyorum. Arkadaşlar sormuşlar : 'Neden ingilizceden hiç bahsetmeden ikinci yabancı dilden bahsettin?' Sayın mühendis adayları; ingilizce mühendislik dünyasının anadilidir. Globalleşen dünyada artık yabancı dil olmaktan çıkmış bir zorunluluk haline gelmiştir. Ayrıca spesifik bir konuda araştırma yapıyorsanız ve bunu webten arıyorsanız Türkçe kaynak bulmanız neredeyse imkansız. Bu yüzden ingilizceyi son 2 senede hallederim diye düşünmeden, 'gün bugündür' diyerek öğrenmeye başlamanız ileride yolacağınız saçlarınızın kafanızda kalmasına ve mezuniyetinizde önünüze çıkan olanakları arttırmanıza yardımcı olacaktır. 



Üniversite Sadece Bir Okul Değildir


   'Üniversite sadece bir üniversite değildir.' sözünü eminim hepiniz duymuşsunuzdur. Kesinlikle doğru bir söz. Arkadaşlar günümüz iş dünyasında geçmişin aksine, işler bireysel gayretlere dayanmaktan çok takım çalışmasına dayanmaktadır. Bu yüzden insanlarla iletişiminiz, uyumunuz, yeniliklere açık olmanız ve gerekli yerlerde inisiyatif almanız sizden beklenen en önemli özelliklerdendir. Bu yetiye sahip olmak için ne yapmalıyız?Bunun için yapmanız gereken şey: Aktif bir kulübe üye olmanız ve ona sımsıkı sarılmanız. Bu kulübün teknik(tabi ki daha iyi olur)  yada eğlenceye odaklanması hiç farketmez. Çünkü kazanmaya çalıştığınız özellik iletişim gücünüzü geliştirmektir.


Siz Ne Kadar Satarsanız Karşıdaki O Kadar Alır!


   El atmanız gereken olmazsa olmaz bir başka konu ise SUNUM. Üniversiteden üniversiteye yoğunluğu değişmekle birlikte, birçok üniversite bu konuya önem vermektedir. Ancak unutulmamalı ki rakipleriniz sadece sizin üniversitelerinizin mezunları değil. Bu yüzden sunumda eksikseniz muhakkak üzerine eğilmelisiniz. Çünkü çoğu mülakatta ve iş hayatında sunumlar işleyişin bir parçasıdır. Topluluk karşısında konuşmak emin olun herkesi strese sokar. Sunumda başarılı olan insanların becerebildiği şey ise stresle başedebilmektir. Ayna karşısında yada arkadaşlarımıza sunumlar yaparak yani pratiklerle bu stresle başedebilirsiniz. Bu sayede kendinize olan güveniniz artacaktır. Ve en önemlisi; her yönünüzle çok iyi olabilirsiniz ancak unutmayın siz ne kadar satabiliyorsanız karşı taraf o kadarını alabilir.

   Bu yazıda ingilizce, kişisel gelişim ve sunum konuları hakkında birkaç tavsiye sunuldu. Bir sonraki yazıda staj, not ortalaması ve sosyal medyayı kullanım konusuna değineceğiz.  

   

İş ilanları için "Hangi Kariyer Sitesi" kıyaslaması - Haluk Abiden Tavsiyeler - 1

Paylasan: Tarih: 7 Mart 2015 Cumartesi | 06:46



" Hangi kariyer sitesine ve nasıl ilan vermeli?

"Ofisinize ve ekibinize yeni eleman arayışınız var ancak hangi eleman arayış sitesinden hizmet alacağınızı, nasıl eleman arayacağınızı, mülakatlarda ne soracağınızı bilmiyorsunuz. İzin verin 10 dakikalık yazı ile size fikir verelim."

Herşeyden önce bilin ki 16 yıldır tüm ilan sistemleri ile eleman aradık firma olarak. Üstelik sadece kendimize değil, danışmanlık yaptığımız KOBİ üzeri firmalarında mülakatlarına destek verdik. İlk önce söylemem gereken en doğru eleman bulma yöntemi staj veya firmanızda gönüllü çalışanlardır. Ancak maalesef olmadı ve ilan vermeye karar verdiniz. 

İşte sitelerin kıyaslaması:

Kariyer.net en bilineni malum. Ama daha Mart 2015'te tecrübe ile yeniden gördüğümüz hem sekreterya hem de mühendis arayışımızda Kariyer.net maalesef kısıtlı kalıyor. Tabiki ilan metininiz çok önemli ancak bu ayrı bir yazı konusu. Kariyet.net pahalı. Aslında SecretCV ile aynı para. Tek bir ilan size 700 yada indirimli olarak 500 TL ile satılıyor. Bu rakam Unisbul ve Eleman.net için 150-250 TL arası değişiyor. Kariyer.net için destek Eleman.net ile aynı. 

Yani ilan sonuçlarından memnun değilsiniz diyelim ki, ikisi de panik yaptığınızda ücretsiz 3-5 gün için ilanınızı özel yerlerde gösterip, dopingliyorlar.

Ancak sıkıntı şu ki, eskisi gibi Kariyer.net tekeli yok. Yani tüm CV ler mutlaka Kariyer.net'de var mantığı yanlış. Zaten CV bakma olayı da paralı. Siz derseniz ki ben ilanıma başvuruları bekleyem CV bakacağım, eleman.net ve unsibul'da CVleri görmek için sadece kontör almak mümkün ama Kariyer.net diyor ki, "maalesef önce 500 TL ile ilan satın alın, sonra ayrıca satalım size 10 CV bakma hakkını 100-200 TL ile" CV bakma olayını size tavsiye etmem çünkü maalesef tembel gençlik CVlerinizi güncel tutmadığı yada işe girdiği halde pasif hale getirmediği için maalesef 10 CV den sadece 3 tanesi işe yarıyor ve 1 tanesi mülakata geliyor. Üstelik ilana başvurmadığı için de, hem pazarlık kozunuzu kaybediyorsunuz, hem de anlaşmak zor oluyor. Yani döndük başa, ilan şart.

Tabi aslında sizin amacınız da önemli. Ucuz (hadi ekonomik diyeyim) olsun, genç olsun, part-time olsun, deneme yapılma ile bir sürü eleman alırız biz o zaman unisbul ve eleman.net'e bayılacaksınız. Hem ucuz hem de çok fazla genç nufüs var. Kıdemli birilerini arıyorsanuz o zaman Kariyer.net ama çok kıdemli ve yönetici arıyorsanız, işte o zaman iki seçenek kalıyor size. Ya Head Hunter denilen firmalar, yada Linkedin üzerinden kendi işinizi görmek.

Eğer 700 TL niz var ise (ki cimrilik etmeyin zira yanlış elemanın bir aylık maaşı bile değil) hem eleman.net hem de kariyer.net'ten hizmet alıp, tüm kesimleri kucaklayın. Unisbul'un tek bir artısı var o da seçeceğiniz personelin görselliğine önem veriyorsanız, beden ölçüleri vs gibi kriterler ile de arama yapabiliyorsunuz. Ama bu ne derece acil veya gerekli ayrı tartışma konusu.

Bu arada şu konuda pazarlık yapabilirsiniz telefonda. "İlanı verelim ama, 3 ay yayında kalsın." Zira bazen 30 gün yada 45 gün süreli yayınlıyorlar. Tabi bir diğer önemli konuda, ilanınıza başvuran yada sizin satın aldığınız CVlere bakma hakkınız ne kadar süre boyunca açık kalacak?


Asıl mesele ne biliyor musunuz?


Mülakat. Zira ilanlardan 100 kişide gelse, mülakat konusunda maalesef başarısız iseniz, çöp tüm bu paralar ve emekler. Bir başka yazımda da mülakattan bahsedeceğim. "











Haluk Tatar
NATRON YAZILIM ve VideoEgitim.com şirketinde Şirket Sahibi

KAYNAK: Haluk Abi :)

YERLİ ÜRETİM YOLUNDA İLK ADIM İŞ AHLAKI

Paylasan: Tarih: 4 Mart 2015 Çarşamba | 00:22


 Çalışma düzeninin belirlenmesi , üretimde belli disiplinler oluşturulduktan sonra başarının elde edilebilmesi ve bu başarının stabilizasyonunu sağlamak için iş ahlakı çok ehemmiyet arz etmektedir Bu makalemiz özeleştiri mahiyetindedir. İş ahlakının iyi sağlandığı şirketler kendi yönetim tarzlarını ve akımlarını oluştururlar.Bu akımlarda geleceğe ışık tutar ve sektörü yönlendirirler. Bu yazımızda çalışma prensipleri ile bazı mühendislik akımlarını inceleyip şirketlerin başarı sırlarını irdelemeye çalışacağız.

 Sanayi devriminden sonra üretimin artması ve rekabetin sertleşmesinden dolayı yönetici istihdamı gerekti. Zamanla iyi ürün sunmasalar dahi iyi yönetilen ve iyi reklam yapılan şirketler başarıya ulaştı. Her ülkenin ekonomik şartları, imkanları ,eğitim durumu, inançları vb unsurlar uluslararası çalışma tarzlarıni ve mühendislik akımlarını doğurdu. Bu farklılıklar belli dönemlerde bu ülkelerin ve akımların başarıya ulaşmasına sebep oldu. Akımlar üretim tarzları, arge faaliyetleri, yöneldikleri konular farklı olsa da bu başarıyı elde etmiş disiplinlerin en büyük ortak noktası iş ahlakının sağlanması ve mesleklerini hayatlarına adapte edebilmeleri olmuştur.Dün ,bugün ve hatta yarın gündemimizi meşgul edecek olan yerli otomobil fikrinin realiteye ulaşması için yoğunlaşmamız gereken nokta iş ahlakı olmalıdır. Ahlaklı bir birey amiri olsa dahi kendi kendine amirlik edip kendi kendini yönetebilmesi üretimde en iyi performansı yakalamak için olmazsa olmazdır .İşci işvereni işverende işçiyi düşünmedikçe uzun vadede başarı elde edilmesi güç olacaktır. Bizler Mercedes Benzden daha kaliteli araba üretebilir,Fiat kadar global bir otomotiv şirketi kurabiliriz.Bunlar astronomik fikirler gibi gelse de bu başarıların sağlanmasını mümkün kılacak en önemli konu başliğı ahlak ve iş ahlakıdır. Bu ahlakın kazanılmasını elbette eğitimle sağlanır. Ahlak ve etiğe yönelik verilecek eğitimlerin ve ailelerin buna verecekleri ehemmiyet ahlaki başarının ardından iktisadi ve ilmi başarıyı doğuracaktır. Kültürel ve inanç değerlerimize olan bağlılığımız arttıkça başarıya ulaşmak için ihtiyacımız olan temeli güçlendirmiş olacağız. Otomotiv sektörü başta olmak üzere bireyler kendi menfaati ile çalıştığı şirketin menfaatini bir tuttuğu sürece hem şirket olarak hem bireysel olarak hem de devlet olarak kayda değer bir menfaat elde edilmiş olur. Neme lazımcılık düşüncesinden kurtuluş bizi mühendislik, iktisadi, ilmi ve hukuki açıdan ileri götürmek için ehemmiyet arz ediyor. Türkiye de neme lazımcılık diye bahsettiğimiz çalışma ve sosyal ahlaka aykırı bu davranış, hukuki gelişime kamçı vuruyor. Adalet mülkün temeli olduğu için ekonomik faaliyetlerin güvenle sürdürülebilmesi için önem arz ediyor. Günümüzde teknolojik sorunların en başında gelen enerjinin depolanabilmesi ne kadar önemli ise , ülkemizde bazı üretim ve arge faaliyetlerini düzenli yürütmek adına duyarlı ve mesleklerini hayatlarına tatbik etmiş bireyler yetiştirebilmek çok önem arz ediyor.

 Otomobil üretimini başarmış sayılabilmek için global anlamda ve ekonomik yönden farklılık arz eden coğrafyalarda az da olsa bir satış rakamına ulaşabilmek gereklidir. Türk halkının yerli ürün tüketimine karşı takındığı hassas tavır takdir edilecek bir husustur. Yıllarca Avrupa`nın eski teknolojilerini sırf bizim fabrikalarımızda üretiliyor diye alan ve o otomobillere sahip çıkan türk halkı bugün türkiyede otomotiv montaj ve yan sanayisinin gelişmesinde büyük rol oynadılar. Bu takdir edilecek davranış sayesinde global arenaya çıkmadan önce güç kazanma fırsatı edinebiliriz. Global pazarlarda pay sahibi olabilmek için rakiplerimizi iyi tanımamız gerekir. Onların nasıl ürünler çıkardıklarını bilmemiz ve müşterinin beklentilerini iyi görmüş olmamız gerekir. Konumuza bazı şirket ve ülkelerin mühendislik satış politikaları ve arge çalışmaları hakkında bilgi vererek devam edelim:
  Avrupa 
Sözümüze bugün en çok kullanılan iki yakıt ile devam edelim benzin ve dizel .Ilk benzin kullanan otomobili 1885 yılında Karl Benz üretmiş. İlk dizel motoru yine aynı yıllarda Rudolf Karl Dizel adından da anlaşıldığı üzere dizel motoru icat etmiş. Bu iki mühendisinde Alman olması sürpriz değil çünki Alman şirketler dünyada argeye en çok önem veren şirketlerdir. Her gün herhangi bir Alman şirketi en az bir adet başarılı patent girişiminde bulunuyor. Rotary motor hava soğutma sistemi airo dinamik ,antipatinaj gibi devrim niteliğindeki fikirlerin ve buluşlarında Almanlar tarafından bulunması sürpriz değildir. Almanların icat ederek başarması onları güçlü kılıyor. İtalyanlar tasarım eksenli izledikleri satış politikası onları alınabilir kıldı. Teknoloji açısından Almanya gibi ülkelerin gölgesinde kalsalarda çok başarılı tasarımlarla, spor otomobil kültürü ile ve satış politikası ile otomotiv piyasasında büyük pay sahibidirler. Fiat’ın bünyesinde birçok şirket bulunmasıyla her kullanıcı gurubuna ürün sundular ve başarılı oldular. Bu başarılarını yakın zamanda Amerikan devi Chrysleri satın alarak sektörde çok büyük bir genişliğe ulaştılar.Avrupada en etkili mühendislik gelişimine sebep olan olaylardan biride 2. Dünya savaşı oldu. Ulaşımın ve teknolojinin savaşta belirleyici olması ve Almanların Rusya'ya karşı savaşmaları ve o coğrafyaya uygun otomobil teknolojisi geliştirmeleri sektörü etkiledi . Konumuza Chrysler dahil olsa da başarı ve başarısızlıkları 2 aşamalı incelemek amacı ile Amerika’yı sona bırakıp doğuya yöneliyoruz.
  Uzak Doğu
 Kore ve Japonya'nın 20. Yüzyılın sonlarına doğru yaptıkları ataklar sektördeki düzeni değiştirdi ve otomobil algısını başka bir boyuta taşıdı. Japonların 2. Dünya savaşını kaybetmeleri sebebinden dolayı bu savaşın yaralarını hızlı sarma ihtiyacı ve milli duyguları ile savaşmadan intikam alma düşüncesi onları kısa sürede kayda değer bir başarıya ulaştırdı. Bu kanıya nasıl vardığımız fikrini muhakkak merak etmişsinizdir. Japon otomotiv markalarının isimleri araştırıldığı zaman o isimlerin 2. Dünya şavaşında kaybedilen önemli komutan ve kişilerin olması ve Nissan şirketi Japonya devleti desteği ile başarısız olan Amerikan Datsun şirketinin temellerine kurulması işin rengini ortaya seriyor. Var olan teknolojileri çok iyi geliştirerek stabil hale getirmeleri 20 yıl boyunca aynı motor bloğunu kullanan Amerikan şirketlerini zora soktu. Vtec vvti vb bir çok motor gelişmesi arge faliyetlerinde birbirleri ile stabil olmaları ve hatta Mazda, Honda, Nissan gibi şirketlerin birlikte otomatik şanzuman üretmeleri onları başarıya ulaştırdı. Yoğun yaşadıkları milliyetçilik ve Hiroşima olayı onların misyonlarını oluşturdu. Tarihlerine saygı duygusu ile yetişen nesil mühendislik ve iktisadi başarıyı getirdi. İş ahlakının ve ahlakın ehemmiyetini en iyi idrak edebileceğimiz örnek Japonlardır. Çocukken izlediğim bir belgeselde enerji tasarrufu için çalışmalar yapan bir Nissan mühendisinin yaşam tarzı beni çok etkiledi. Tasarrufu hayatının her anına adapte etmiş olması, çalışma performansının ne seviyeye ulaştığına bir kanıt. Çok iyi gelir durumu olmasına rağmen ve hatta otomobil üreten bir şirkette iyi bir pozisyonda olmasına rağmen ulaşım aracı olarak bisiklet kullanması takdir edilecek bir husus. Bisikletin hala dünyanın en kullanışlı ve tasarruflu aracı olduğundan bahsediyordu. Japonyadaki yoğun bisiklet kültürüde bu tutumda tabi ki etkili olmuştur.. Korelilere gelirsek ucuz işçilik ve üretimin hızlandırılması ve ucuzlatılması gibi yöntemler geliştirerek sektöre ucuz ve güzel ürünler sunmaları . Sektör devlerini zor durumda bıraktı, üretimi hızlandırmak adına kendi geliştirdikleri mühendislik algısı bir çok ülkede kabul gördü .Çok yönlü çalışabilen teknik adamlar yetiştirerek yani mühendis ve teknisyen karışımı insanlar yetiştirerek üretimi hızlandırdılar.
  Amerika
Ilk seri üretim otomobili Hanry Ford üretmiştir. Otomotivin ilk sektör haline geldiği ülke Amerika’dır. Henry Ford’un et fabrikasındaki üretim bandını kullanması otomotiv tarihinin miladı niteliğindedir. Kapitalist ekonomi anlayışını benimsemiş kar odaklı bir ekonomi anlayışında böyle bir şeyin yaşanması sürpriz değil. Ekonomik tarzları ve kültürleri kullandıkları ve ürettikleri arabaların tarzınıda oluşturdu . Bu ekonomi anlayışı sayesinde otomotiv teknolojisi bir sektör olma adımı atsa da , Amerikada ki bu kültür ve ekonomi algısı onları bu sektörde zora soktu. Yıllarca süre gelen çok yüksek kar gelirlerinden dolayı arge faaliyetleri geri plana itildi, kimi şirketler 20 sene boyunca aynı motor bloğunu piyasaya sundular. Japonların ve Avrupalıların geliştirdikleri küçük hacimli verimli otomobillerin Amerika piyasasında yer bulması Avrupa tarzı spor araba kültürü ve Japonların elektroniği aktif şekilde kullanmaları Amerikan otomotiv şirketlerini zora soktu . iş ahlakındaki eksiklik satış politikasındaki eksiklik 20. yüzyılın sonlarında Amerikan şirketlerini zora soktu. Bu sektördeki dev şirketler radikal kararlar aldı ve durumu idare etselerde japon rakiplerin güçlenmiş olması uzak doğu şirketlerinin sunduğu ucuz araçlar. Avrupanın kendi ekollerini oluşturması. Amerika’yı bu sektörde durağanlaştırdı. Amerika’da yaşanan mortgage krizi bu dev zayıf halkayı çok derinden vurdu. Chrysler battı General Motor’ un batması sonucu oluşacak büyük istihdam sıkıntısı.kapitalist anlayışı benimsemiş bir ülkenin şirket alım satımına karışması,durumun ehemmiyetini ortaya koymaktadır.

 Bu örneklerden de anladığımız üzere ekonomik anlayışlar, milli değerler, savaşlar , kültürel algı ve en önemlisi iş ahlakının nelere etki ettiğini anlamaya çalıştık. Yerli otomobil üretme sevdası olan bir ülke olarak, bunu daha önceden başarmış olan şirketleri iyi analiz etmemiz gerekiyor. Bu örnekler üzerinden yüzlerce sayfa ders çıkarmak mümkündür. Yapılan doğrular ve yanlışları iyi analiz ederek avantajlarımızın farkında olarak başarılı bir otomotiv şirketi kurmamız hayal değildir.
 Bunu başarmamız için yönelmemiz gerekecek ilk husus iş ahlakı ve eğitim olmalıdır. Rotası belli olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. Misyon sahibi kişilerle kurulmuş disiplinli bir şirketle herşeyi başarmak mümkündür.

 Saygılarımla…

                                                                                                                        Mahmut Göven



 Kaynakça http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Benz http://tr.wikipedia.org/wiki/Rudolf_Diesel http://tr.wikipedia.org/wiki/Datsun http://tr.wikipedia.org/wiki/Henry_Ford http://en.wikipedia.org/wiki/Jatco http://tr.wikipedia.org/wiki/Mercedes-Benz http://tr.wikipedia.org/wiki/Fiat http://tr.wikipedia.org/wiki/General_Motors http://www.dw.de/general-motors-ba%C5%9Fkan%C4%B1ndan-veda/a-4139362 http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/10316374.asp

Mühendis Adaylarına Tavsiyeler - 1

Paylasan: Tarih: 28 Şubat 2015 Cumartesi | 10:21

  



   Bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen mühendislik öğrencisisinizdir. Bu yazının amacı; sizlere tecrübelerle sabit olan, üniversite hayatınızın belki de yıllarını kurtaracak ve geleceğinizi planlamanıza yardımcı olacak  birtakım bilgiler vermek.

Mühendislik Öğrencisi Olmak

   Öncelikle mühendislik öğrencisi olmaktan bahsedelim. Tüm mühendislik öğrencilerinin bildiği gibi mühendislik öğrencisi olmak diğer birçok bölümde okumaktan daha zor. Teorik olsun pratik olsun neredeyse bütün dersleriniz için saatler hatta günlerce kafa patlamanız gerekiyor. Ayrıca özel sektörün sizden istediği onlarca yetiye sahip olmak için de vakit bulmak ve yaptığınız her işi ciddiyetle yapıp onlardan ders almak zorundasınız. 



                             

Hangi Programları Öğrenmeliyim?

   SolidWorks mü öğrensem Catia mı yoksa Unigraphics(UG) mi? Analizlerim için Ansys mi kullanmayı öğrensem Abaqus mü? Peki MSC Adams işime yarar mı? Acaba ikinci yabancı dil olarak İtalyanca mı Fransızca mı yoksa Almanca mı? Üniversite hayatınızın birçok döneminde bunlar gibi onlarca soru kafanızı kemirecek. (Sanayide ekseriyetle kullanılan ve bahsi yukarıda geçen programlar hakkında daha sonra bilgiler verilecektir.)








   Arkadaşlar yukarıdaki soruları siz de kendinize sorduysanız size ilk yapmanız gereken şeyi söyleyeyim: HEDEFİNİZİ BELİRLEYİN!!  Eminim hocalarınız da sizlere bunu taa ilk geldiğinizde söylemiştir. Ancak bu konu o kadar çok uzatılıyor ve erteleniyor ki, iş son döneme gelince öğrencilerin eli ayağına dolaşıyor. Sakın bu tuzağa düşmeyin arkadaşlar. Mutlaka en geç 3. Sınıfın başında hangi firmaya gireceğinize karar verin. Böylece hangi programlar gerekliyse öğrenebilir ve öğrenmeniz gereken onlarca programı birkaç programa indirgeyebilirsiniz. 






Yabancı Dillerin Önemi    

    Ama daha önemlisi ikinci yabancı dil konusu. Bu sene bir ana sanayi firma yetkilisinin ağzından şunu duyduğumu belirterek bu konunun önemini en doğru şekilde anlatmış olurum herhalde: ‘’ Bizim oraya yaşını söyleyebilecek kadar …… dilini bilen adam gelse hemen alacağız.’’   

 Yabancı diller sadece istihdamınızı değil yükselecek pozisyonlara girmenizi ve yükselmenizi de sağlayacaktır. Ana sanayi genel müdürlerinin ve hatta departman müdürlerinin ekseriyeti iş yaptığı firmanın dilini çok akıcı bir şekilde konuşabiliyor ve bu bir zorunluluk. İlk yazının son tavsiyesi ise ERASMUS vb. Programlara katılım. Arkadaşlar eğer bir dönemliğine de olsa yurtdışında okumuşsanız(dersleri geçip geçememeniz önemli değil.) bu size mezuniyette diğerlerinden iki adım ileriye atacaktır.(Bu da muhtemelen istihdamınızın gerçekleştiği anlamına geliyor.) Özellikle kariyer hedefi olan ve idealist olan arkadaşlar muhakkak bu tür programlara katılın!

  Bu yazıda sizlerle empati kurmaya, aklınızı karıştıran soruları dile getirmeye ve geleceğinizi tümüyle etkileyebilecek iki temel konuya değindik. Okuduklarınızı ciddiye alarak hemen şimdi kolları sıvayacağınızı umuyor ve gelecekte başarılı projelere imzasını atmış mühendisler olmanızı diliyorum.

 
Support : Creating Website TOMO | OMD | Automotive Design
Copyright © 2012 - 2015 Otomotiv Mühendisliği © 2022 - Her Hakki Saklidir
Template Renewal by Alican Sirin Published by Facebook Group
Proudly powered by :Google | Blogger